Projelendirme, çizim işi değil karar işidir. Açıklık, kat yüksekliği, kullanım yükü ve zemin durumu netleştiğinde taşıyıcı sistem kendiliğinden şekillenir; süreci uzatan şey çizim değil, bu kararların iş başladıktan sonra değişmesidir.
Statik hesabın yanında imalat resimlerini de veriyoruz. Sahadaki hataların büyük bölümü hesaptan değil, eksik veya belirsiz imalat resminden kaynaklanır; bu yüzden her parçanın kesim ölçüsünü, delik yerlerini, kaynak detayını ve montaj sırasını tek anlamlı olacak şekilde çiziyoruz.
Büyütmek için fotoğrafa tıklayın.
Projeyi çizen ile imal eden aynı yerde olmalı
Atölyenin gerçek imkânları — kaynak kapasitesi, büküm sınırı, kaldırma ekipmanı ve nakliye ölçüsü — projeye baştan yansımazsa, proje sahada revize edilir. Bu revizyonlar hem süre hem maliyet kaybıdır. Projelendirme ile imalatı tek elde topladığımızda bu kayıp ortadan kalkar.
Projelendirme Nedir?
Projelendirme, bir yapının ya da yapı parçasının en uygun şekilde, güvenli, dayanıklı, ekonomik ve sürdürülebilir bir biçimde uygulanmasını sağlayan kritik bir adımdır. Bu aşamada, yapılacak olan yapının kullanım amacı dikkate alınarak, temel bir kullanım mimarisi geliştirilir. Ayrıca, arazi koşulları, imar yönetmelikleri ve elektrik ile mekanik sistemlerin detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Tüm bu bileşenler, bir bütün olarak düşünülerek ana mimari oluşturulur. Bu mimari proje üzerinden, yapının statik projeleri de neticelendirilir. Statik projeler, yapının güvenliğini sağlamak için gerekli olan yük taşıma kapasitesini ve dayanıklılığını belirler. Bu aşamada oluşturulan tüm detaylar, yapının dayanıklılığını, kullanım ihtiyacını ve maliyetini belirlerken büyük bir rol oynar.
Ayrıca, projelendirme sürecinde, kullanıcıların ihtiyaçları ve beklentileri de dikkate alınmalıdır. Kullanıcı odaklı bir yaklaşım, yapının işlevselliğini artırırken, kullanıcı memnuniyetini de sağlamaktadır. İleri teknolojilerin ve yazılımların kullanılması, projelerin daha verimli ve etkili bir şekilde hazırlanmasına olanak tanır. Sonuç olarak, projelendirme süreci, sadece bir tasarım aşaması değil, aynı zamanda inşaatın kalitesini ve sürdürülebilirliğini belirleyen kritik bir süreçtir. Bu nedenle, deneyimli teknik ekiplerin ve disiplinli yaklaşımın önemi, projelerin başarısı için hayati bir unsur olarak öne çıkmaktadır.
Projelendirme | Modern Yapıların Yol Haritası
Modern yapı projelendirme süreci, ön tasarım aşamasından uygulama projelerine kadar detaylı bir şekilde incelenmesi gereken analitik bir süreçtir. Bina proje çalışmaları kapsamında, zemin etütleri, statik ve betonarme hesaplamalar, deprem analizleri, enerji verimliliği simülasyonları ve maliyet analizleri gibi teknik çalışmalar titizlikle hazırlanır. Yapı proje dosyası içerisinde yer alan tüm çizim ve hesaplamalar, güncel yapı standartları ve yönetmelikler çerçevesinde oluşturulur ve ilgili kurumlara sunulur.
Bu süreçte, modern yazılımlar ve BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) teknolojileri, tüm branşlar arasında etkin bir koordinasyon sağlarken, olası tasarım çakışmalarının erken aşamada tespit edilmesine ve optimum çözümlerin geliştirilmesine büyük avantajlar sunar. Bu sayede, revizyon ve geri dönüşlerin önüne geçilir, böylece zaman ve maliyet tasarrufu sağlanır. Hazırlanan detaylı uygulama projeleri, yapının inşaat aşamasında doğru, verimli ve ekonomik bir şekilde uygulanmasına olanak tanır.
Yapısal analiz ve tasarım süreçlerinde günümüzde 3 boyutlu analiz ve modelleme yazılımları kullanılarak detaylı çözümler üretilmektedir. Statik proje hazırlama aşamasında, öncelikle SAP2000 yazılımı üzerinde yapı analizi gerçekleştirilerek binanın belirlenen kuvvetler altında genel yapısal davranışı incelenir. Bu analiz sonuçları, yapının çubukları ve düğüm noktalarındaki kuvvet dağılımları ile deformasyon değerlerini ortaya koyar.
Tekla yazılımı ile yapısal elemanların detaylı uygulama modellemesi yapılırken, bağlantı noktalarında IDEA StatiCa yazılımı kullanılarak düğüm noktalarının analizi gerçekleştirilir. Bu aşamada, kaynak ve bulon hesaplamaları kapsamlı bir şekilde tasarlanır. Özellikle çelik proje yapımında, çelik yapılarda karmaşık birleşim detaylarının davranışı, detaylı bir şekilde simüle edilerek tasarlanır. Bu süreç, yapının güvenliğini ve dayanıklılığını artırırken, aynı zamanda inşaat sürecinin verimliliğini de sağlar.
Bina analizi sürecinde, farklı yazılımların birbiriyle entegre çalıştırılması büyük önem taşımaktadır. SAP2000 yazılımı ile elde edilen yapı analizi sonuçları, Tekla’ya aktarılır; böylece yapısal elemanların detaylandırılması ve imalat çizimlerinin hazırlanması sağlanır. IDEA StatiCa yazılımı ile gerçekleştirilen düğüm analizi, birleşim noktalarının gerçek davranışını simüle ederek optimize edilmesine olanak tanır. Bu entegre yaklaşım, statik proje sürecinin daha verimli ve güvenilir bir biçimde yürütülmesini sağlar ve yapısal sistemin genel performansının doğru bir şekilde değerlendirilmesine yardımcı olur.
Yeni Yapının Projelendirilmesi: Güvenli ve Ekonomik Çözümler
Yeni bir yapının projelendirilmesi, yapının kullanıma uygunluğunu denetleyen, güvenli, ekonomik ve sürdürülebilir olmasını sağlayan kritik bir süreçtir. Proje aşamasında, mimari yerleşim planları oluşturularak binanın dış boyutları belirlenir ve yapının taşıyıcı sistemi tasarlanır. Bu aşamada, yük analizleri yapılarak, etkilenen yükler altında yapının davranışı detaylı bir şekilde izlenir. Hazırlanan statik projeler ile yapıda kullanılacak malzemelerin türleri, kesitleri ve boyutları belirlenir.
Projelendirme Sürecinin Önemi
Projelendirme, güvenli ve sürdürülebilir yapıların temel adımıdır. Proje yapılmaksızın inşa edilen yapılar, sadece ekonomik kayıplara yol açmakla kalmaz, aynı zamanda can ve mal güvenliği açısından ciddi riskler taşır. Özellikle ülkemiz gibi deprem kuşağında yer alan bölgelerde, yapıların depreme dayanıklı olarak tasarlanması hayati bir önem arz etmektedir.
Endüstriyel Tesislerin Gereksinimleri ve Çelik Konstrüksiyonun Rolü
Endüstriyel tesisler, üretim süreçlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi için özel olarak tasarlanmış yapılardır. Çelik konstrüksiyon kullanımı, yüksek dayanıklılığı sayesinde ağır makinelerin ve ekipmanların güvenli bir şekilde taşınmasını sağlar. Çelik yapılar, geniş açıklıklar oluşturma yeteneği ile iç mekan düzenlemelerinde esneklik sunar.
Çelik proje ihtiyaçlarınız için bizimle iletişime geçin.
Mühendislikte mükemmeliyet, sadece yazılımların kullanımı değil, bu teknolojilerin tecrübeli bir bakış açısıyla yorumlanmasıyla mümkündür. Atılım Endüstri olarak biz, projelerinizi sadece yönetmeliklere uygun değil, aynı zamanda inşaat sahasındaki pratik uygulamaları da göz önünde bulundurarak tasarlıyoruz. Tasarımdan imalata kadar süren bu bütüncül yaklaşımımız, projenin her aşamasında maksimum verimlilik ve minimum hata payı ile çalışmamızı sağlıyor. Geleceğin modern endüstriyel tesislerini, mühendislik disiplini ve dijital teknolojinin gücüyle inşa ediyoruz.
Projelerimizde kullanılan profil listelerimize ve metraj hesabı yapmak için malzeme ağırlık hesaplama tablomuzu kullanabilirsiniz.
Statik Projelendirmede Uygulanan Yönetmelik ve Standartlar
Bir çelik yapının statik projesi, keyfi tercihlerle değil, yürürlükteki yönetmeliklerin çizdiği çerçevede hazırlanır. Türkiye’de çelik yapı tasarımının iki temel dayanağı vardır.
ÇYTHYE — Çelik Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapım Esaslarına Dair Yönetmelik
15 Şubat 2018 tarihli 30333 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kapsamı, cidar kalınlığı en az 2,5 mm olan boru ve kutu profiller ile karakteristik kalınlığı en az 4 mm olan diğer çelik profillerle üretilen taşıyıcı sistemlerdir. Yönetmelik 16 ana bölüm ve 4 ek bölümden oluşur; malzeme ve imalattan yorulma etkilerine ve kaynak esaslarına kadar tüm süreci düzenler.
Yönetmelik iki tasarım yöntemi tanımlar:
- YDKT — Yük ve Dayanım Katsayıları ile Tasarım. Yükler artırma katsayılarıyla büyütülür, kesit dayanımı azaltma katsayısıyla küçültülür. Uluslararası literatürdeki LRFD yaklaşımının karşılığıdır ve günümüzde yaygın tercih edilen yöntemdir.
- GKT — Güvenlik Katsayıları ile Tasarım. Kesit dayanımı bir güvenlik katsayısına bölünerek izin verilen dayanım elde edilir; yükler karakteristik değerleriyle kullanılır. ASD yaklaşımının karşılığıdır.
İki yöntem aynı projede karıştırılmaz. Hangisinin seçildiği hesap raporunda açıkça belirtilir.
TBDY 2018 — Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği
18 Mart 2018’de yayımlanan ve 1 Ocak 2019’da yürürlüğe giren yönetmelik, deprem etkisi altındaki tasarımın esaslarını belirler. Çelik yapı tasarımını doğrudan etkileyen başlıklar şunlardır: deprem tasarım sınıfının ve bina kullanım sınıfının belirlenmesi, taşıyıcı sistem davranış katsayısının seçimi, süneklik düzeyine bağlı detaylandırma kuralları ve göreli kat ötelemesi sınırları.
Çelik yapıların deprem performansındaki üstünlüğü buradan gelir: çelik, akma sınırını aştıktan sonra kırılmadan önce ciddi bir şekil değiştirme kapasitesine sahiptir. Bu süneklik, deprem enerjisinin yapı tarafından yutulmasını sağlar. Kritik olan, bu kapasitenin doğru detaylandırma ile açığa çıkarılmasıdır; sünek olmayan bir birleşim, sünek malzemenin avantajını yok eder.
Yük standartları
Tasarımda kullanılan yükler TS EN 1991 serisiyle belirlenir: ölü yükler, hareketli yükler, kar yükü, rüzgâr yükü, sıcaklık etkileri ve varsa vinç yükleri. Bandırma ve çevresi gibi rüzgâr etkisinin belirgin olduğu bölgelerde rüzgâr yükü, birçok sanayi yapısında kar yükünden daha belirleyici hale gelir.
Projelendirme sürecinin adımları
- Yük analizi. Yapının konumu, yüksekliği, çatı eğimi ve kullanım amacına göre yükler hesaplanır.
- Yük kombinasyonları. Seçilen tasarım yöntemine göre kombinasyonlar kurulur; en elverişsiz durum aranır.
- Sistem analizi. Yapı modellenir, iç kuvvetler ve deplasmanlar hesaplanır. İkinci mertebe etkiler ihmal edilemeyecek yapılarda ayrıca değerlendirilir.
- Kesit tahkiki. Eleman bazında eksenel, eğilme, kesme ve bileşik etkiler kontrol edilir. Basınç elemanlarında burkulma, eğilme elemanlarında yanal burulmalı burkulma tahkikleri yapılır.
- Birleşim tasarımı. Bulonlu ve kaynaklı birleşimler, aktardıkları kuvvete göre boyutlandırılır. Çelik yapılarda hasarların büyük kısmı elemanlarda değil birleşimlerde başlar.
- Kullanılabilirlik kontrolleri. Sehim ve göreli kat ötelemesi sınırları kontrol edilir. Bir yapı taşıyıcı açıdan yeterli olduğu halde aşırı sehim nedeniyle kullanılamaz olabilir.
Statik proje, imalat ve montaj için yalnızca bir başlangıçtır. Atölyede kesilen her parçanın, sahada sıkılan her bulonun dayanağı bu hesaptır; proje ile uygulama arasındaki her sapma, hesaplanan güvenlik payını fiilen tüketir.
Hafif Çelik Binalar Yönetmeliği (2026) ve Projelendirmeye Etkisi
Hafif çelik yapılar Türkiye’de uzun yıllar boyunca doğrudan kendisine ait bir yönetmelik olmadan, genel çelik yapı ve deprem mevzuatının ilgili hükümleri yorumlanarak projelendirildi. Bu boşluk 17 Mayıs 2026 tarihli ve 33256 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanan Hafif Çelik Binaların Tasarım, Hesap ve Yapım Esaslarına Dair Yönetmelik ile kapandı. Yönetmelik 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe girecek; aradaki geçiş süresi sektörün üretim, tasarım ve denetim süreçlerini yeni kurallara uyarlaması için bırakılmış durumda.
Yönetmelik neyi kapsıyor?
Düzenlemenin kapsamına prefabrik hafif çelik yapılar, modüler sistemler, çelik ve diğer taşıyıcı malzemelerin birlikte kullanıldığı hibrit yapılar ile profilin şantiyede üretildiği yerinde imalat çözümleri giriyor. Yani hafif çelik başlığı altında pazarda karşılaşılan üretim biçimlerinin tamamı tek bir teknik çerçeveye bağlanmış oluyor. Yönetmeliğin gerekçesinde belirtilen temel amaç, tasarım ve uygulama süreçlerinin daha etkin şekilde denetlenebilir ve kontrol edilebilir hale getirilmesi.
Projelendirmeyi doğrudan etkileyen başlıklar
Metin; malzeme seçimi, tasarım ve hesap yöntemleri, birleşim esasları, kesit ve sistem davranışı gibi ana başlıkları düzenliyor. Bunların içinde uygulamayı en somut biçimde değiştirecek üç konu öne çıkıyor:
1. Korozyon koruması ve galvaniz kalınlığı. Yönetmelik, galvaniz kaplama miktarını sabit bir değer olarak vermek yerine yapının bulunduğu ilin korozyon sınıfına göre belirliyor. Bu yaklaşım ISO 12944’ün korozyon kategorisi mantığıyla örtüşüyor: iç bölgelerde geçerli olan bir kaplama kalınlığı, kıyı ve sanayi etkisinin birlikte görüldüğü bölgelerde yetersiz kalabiliyor. Marmara kıyı şeridi ve organize sanayi bölgeleri, tuzlu nem ile endüstriyel atmosferin birlikte etki ettiği alanlar olduğundan, buradaki projelerde galvaniz kalınlığının proje aşamasında — imalat başlamadan — karara bağlanması gerekiyor. Sonradan yapılan yüzey işlemleri, sıcak daldırma galvanizin sağladığı katodik korumanın yerini tutmuyor.
2. Vida ve bulon kullanımı. Hafif çelik sistemlerde taşıma kapasitesini belirleyen asıl unsur profilin kendisi değil, çoğu zaman birleşimdir. Yönetmelik vida ve bulon kullanımını ayrı bir başlık altında kurala bağlıyor. Sahada sık karşılaşılan hata — proje ile aynı çapta olsun diye farklı sınıf ya da tipte bağlantı elemanı kullanılması — artık teknik bir tercih değil, mevzuata aykırılık anlamına gelecek. Bu nedenle projede bağlantı elemanının tipi, adedi ve yerleşimi tek tek belirtilmeli, imalat sırasında değiştirilmemelidir.
3. Yangın tasarımı. Yönetmelik, sıcaklık etkisi altındaki taşıma gücü ve rijitlik kayıplarının tasarımda dikkate alınmasını zorunlu kılıyor. Çeliğin akma dayanımı ve elastisite modülü artan sıcaklıkla belirgin biçimde düşer; ince cidarlı soğuk şekillendirilmiş profillerde kesit küçüklüğü nedeniyle ısınma hızı da yüksektir. Dolayısıyla yangın performansı, yapı tamamlandıktan sonra eklenen bir önlem olarak değil, kesit seçiminin ve kaplama detayının bir parçası olarak kurgulanmak durumunda.
Bugün proje yaptıranlar için ne anlama geliyor?
Yürürlük tarihi 1 Ocak 2027 olsa da, bugün başlayan ve uzun sürecek projelerin bir kısmı bu tarihten sonra ruhsat, denetim veya kabul aşamasına gelecek. Bu nedenle 2026 içinde tasarlanan hafif çelik yapılarda yeni yönetmeliğin gerekliliklerinin şimdiden gözetilmesi, ileride revizyon maliyeti doğurmaması açısından yerinde bir yaklaşımdır. Ağır çelik konstrüksiyon projelerinde ise ÇYTHYE ve TBDY 2018 esas alınmaya devam ediyor; yeni yönetmelik bu metinlerin yerine geçmiyor, hafif çelik özelinde onları tamamlıyor.
Atılım Endüstri olarak statik projelendirme sürecimizde, yapı tipine göre hangi mevzuatın esas alınacağını proje başlangıcında netleştiriyor; malzeme sınıfı, korozyon koruması ve birleşim detaylarını bu çerçeveye göre belirliyoruz.
Sık sorulan sorular
Projelendirme hizmetini imalattan ayrı alabilir miyim?
Alabilirsiniz. Sadece statik proje ve imalat resimleri isteyip imalatı başka bir yerde yaptırmanız mümkündür. Ancak şunu belirtelim: projeyi çizen ile imal eden aynı yerde olduğunda, atölyenin gerçek imkânları (kaynak, büküm, kaldırma kapasitesi, nakliye ölçüsü) projeye baştan yansır. Ayrı olduğunda çoğu zaman proje sahada revize edilir ve bu da süre kaybı demektir.
Projelendirme ne kadar sürer?
Süreyi çizim değil, kararlar belirler. İhtiyaç net tanımlanmış ve zemin bilgisi hazırsa taşıyıcı sistem kurgusu kısa sürede çıkar. Süreyi uzatan şey, açıklık, kat yüksekliği veya kullanım amacının süreç içinde değişmesidir; her değişiklik yükleri baştan hesaplatır. Bu yüzden ilk toplantıda ne yapılacağını netleştirmeye zaman ayırıyoruz.
Zemin etüdü gerekiyor mu, siz mi yapıyorsunuz?
Temel tasarımı zeminin taşıma gücüne bağlı olduğu için zemin etüdü gereklidir; etüdü yetkili laboratuvarlar yapar. Etüt raporu olmadan verilen temel ölçüleri tahmindir ve iki yönde de hatalıdır: ya gereğinden büyük temel dökülür ya da yetersiz kalır. Elinizde etüt yoksa nasıl yaptıracağınız konusunda yönlendiriyoruz.
Hangi programlarla ve hangi yönetmeliğe göre hesap yapılıyor?
Hesaplar Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ve ilgili çelik yapı standartları çerçevesinde yapılır. Belirleyici olan kullanılan yazılım değil, modelin gerçeği ne kadar doğru temsil ettiğidir: yüklerin doğru tanımlanması, birleşimlerin mafsallı mı rijit mi kabul edildiği ve stabilite kontrollerinin yapılmış olması. Modeldeki bir kabul hatası, hangi programda çalışılırsa çalışılsın sonucu bozar.
İmalat resimleri (atölye projeleri) de veriliyor mu?
Evet, statik hesap tek başına imalata yetmez. Her parçanın kesim ölçüsü, delik yerleri, kaynak detayı ve montaj sırası ayrı ayrı çizilir; buna imalat resmi denir. Sahadaki hataların büyük bölümü statik hesaptan değil, eksik veya belirsiz imalat resminden kaynaklanır. Bu yüzden birleşim detaylarını açık ve tek anlamlı çiziyoruz.
Elimde mimari proje var, statik projeyi siz yapabilir misiniz?
Evet, en sık karşılaştığımız durum budur. Mimari projeden yola çıkarak taşıyıcı sistem kurgulanır. Bu aşamada mimariyle karşılıklı bir çalışma gerekebilir: kolonsuz istenen bir açıklık taşıyıcı yüksekliğini artırabilir veya bir kolonun yeri kullanım planını etkileyebilir. Bu konuları erken konuşmak, sonradan yapılan değişikliklerden çok daha ucuzdur.
Proje onayı ve ruhsat işlerini de takip ediyor musunuz?
Projeyi ruhsata uygun olarak hazırlıyoruz ve gerekli teknik dokümanları sağlıyoruz. Belediye ve ilgili kurum süreçlerinin takibi ise projenin yerine ve türüne göre değişir; bu konuyu iş başlangıcında netleştirip kimin neyi takip edeceğini yazılı hale getiriyoruz.
Yaklaşık tonaj ve maliyeti proje bitmeden öğrenebilir miyim?
Ön tasarım aşamasında yaklaşık tonaj çıkarılabilir ve bu, bütçe planlaması için genellikle yeterlidir. Kesin tonaj ancak birleşim detayları çözüldükten sonra netleşir; birleşim plakaları, berkitmeler ve bulonlar toplam ağırlıkta azımsanmayacak bir yer tutar. Ön tonajı verirken bunun bir tahmin olduğunu ve hangi kabullere dayandığını da belirtiyoruz.
Projenizi konuşarak başlayalım
Yapının kullanım amacını, kapatılacak alanı, kolonsuz geçilmesi gereken açıklığı ve elinizde mimari proje ya da zemin etüdü olup olmadığını yazın; nasıl ilerleyeceğimizi birlikte planlayalım.
(0266) 713 00 22Teklif formu

